|
Nazım Hikmet
12 Ağustos 1925 tarihinde İstiklal Mahkemesi huzurunda komunizm
propagandası yahmak suçu ile 15 yıl ağır hapse mahkum olmuştu.
İkinci defa 1938 yılında harp okulu talebeleri arasında
gene komunizm propagandası yapmaktan tekrar 15 yıl ağır hapse;
Üçüncü defa
ise gene aynı yıl içinde deniz kuvvetlerimize mensup subay ve
eratı isyana teşvik suçundan 28 yıl ağır hapse mahkum edilmiş
müzmin bir sabıkalı idi.
1950 yılında
cezasının büyükçe bir kısmı affedilmek suretiyle hürriyetine
kavuşturulmuş olmasına rağmen, 1951 yılında Türkiye’den kaçmış,
Moskova’da ilk verdiği beyanatta “Benim asıl vatanım Rusya’dır”
demek suretiyle Türk milleti ve Türk vatanı ile hiçbir ilgisinin
bulunmadığını bir kere daha açıkça ifade etmişti. Nazım
Hikmet 12 yıl yaşadığı Moskova’da ve diğer demirperde
ülkelerinde fasılasız Türkiye aleyhinde faaliyet göstermiş, her
gün beş ayrı saatte Türkçe yayın yapan Komunist bizim
radyoyu idare etmişti.
Türk’ e düşman
olmanın derecesine bakın ki; Moskova’da yaşadıktan bir süre
sonra, Polonya’ya gitmiş, kendisinin Polonyalı bir aileden
geldiğini ispat etmek suretiyle RAN olan soyadının yerine
VERZANSKİ soyadını almıştır. Daha sonra yazdığı LEHİSTAN MEKTUBU
başlıklı şiirinde de;
“Göğsümü
kabartmıyor değil / Dedelerimin birinin Leh’li oluşu..”
demektedir. Nazım Hikmet 2 Haziran 1963 yılında öldükten sonra
Türkiye’ de bıraktığı ve yetiştirdiği Marksist kafalarla, onlara
ayak uyduran gafil kafalar, Nazım’ın ihanetini unutturmak
istemişler, onun VATAN HAİNİ değil, VATAN ŞAİRİ olduğu yalanını,
bir gerçekmiş gibi yaymışlardır.
Bilindiği gibi
Nazım’ın eserlerinden oluşan ve hakkından methiye olarak kaleme
alınan kitapların sayısı 70’ e ulaşmış olmasına karşın, onun
gerçek hüviyetini açıklayan, faaliyetlerini, mahkumiyetini,
ihanetini ve komunizmle ma’lül olan şifa bulmaz hastalığını dile
getiren Necdet SANCAR’ ın NAZIM HİKMET MASALI adlı kitabı
istisna edilirse henüz yayınlanmamıştır. Masum ve körpe
dimağlar bu yalanla tersyüz edilmiştir. İşte bu kitabımızda bu
vazifeyi yerine getirmek istiyoruz. Yani yanıltılan,
tersyüz edilen, hatta Nazım’ın eserleriyle tahrik ve tahrip
edilen dimağları tamir ve tenvir etmek istiyoruz.
Bir hususu
daha hatırlatalım ki; Nazım Hikmet methiyeciliği sadece onun
adına yayınlanan kitaplar vasıtasıyla yapılmamıştır. İstanbul,
Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerimizde doğum ve ölüm
yıldönümlerinde onu anmak için toplantılar
tertiplenmiştir. Adı ilerici, devrimci maskesi ile gizlenmek
istenen Marksist teşekküller, onun adına ödül verilmesi için
faaliyette bulunmuşlardır. Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve
Devrimci kuruluşların salonlarında Nazım Hikmet adına sergiler
düzenlenmiştir. Kısa adı DİSK olan bir işçi teşekkülünün,
GREV kararı aldığı fabrikaların kapılarına boy boy N. Hikmet
resimleri asılmıştır. Dahası var; onun adına albümler, tablolar,
takvimler yaptırmışlardır.
Solcu
sosyalist, Marksist yazarların yanında Ankara ve İzmir Belediye
Başkanları, Nazım Hikmet’in Moskova’ daki mezarlarını ziyaret
programları tertip etmişlerdir. Hatırlarda olduğu üzere
1975 yılının Ekim ayı içinde CHP’ nin Ankara Belediye
Başkanı olan Vedat DALOKAY, Moskova Belediye Başkanı’nın
davetlisi olarak Rusya’ya çağrılmıştı. İstanbul ve Ankara’
da yayınlanan bir kısım gazeteler, Vedat DALOKAY’ ın Moskova
seyahati dolayısı ile, Ankara’ dan götüreceği bir torba toprağı
VATAN ŞAİRİ dediği Nazım Hikmet’ in mezarına serpeceğini
haber vermişlerdi.
Vedat DALOKAY
böylesi resmi davete icabet ederken Nazım Hikmet’in mezarına
toprak götürmek gibi oldukça utanç verici bir harekete tevessül
etmeyeceği zannedilmişti. Çünkü Vedat DALOKAY önce bir partiyi
temsil etmekte idi. Hem de mecliste en çok üyesi bulunan bir
partiyi. Hiç değilse mensup olduğu partiyi düşünerek bir takım
hain kafaları sevindirecek bir harekete tevessül edemezdi.
Üstelik Vedat DALOKAY dünyanın her yerinde olduğu gibi, Marksist
ve Komünistlerin hırsız adını verdikleri bir kişi idi. Çünkü
komünizmin lügatında zenginlik eşittir hırsızlık demekti.
Vedat DALOKAY’
da Türkiye’mizin sayılı zenginlerinden biri olduğuna göre,
malına, servetine, GÖZ DİKEN zihniyeti memnun edecek bir
harekette bulunamazdı.
LAKİN !...
Vedat DALOKAY
böylesi masum düşünenleri şaşırtan, camiden çıkıpta CHP’ ye oy
veren yoksul vatandaşımızı fazlasıyla utandıran bir
harekete tevessül etmiş, şimdiye kadar en büyük Türk
düşmanlarının, en hain satılmışın, en iğrenç bir komünistin bile
cesaret edemeyeceği bir işi yapmış, VATAN toprağını bir VATAN
HAİNİ’ nin mezarına götürmüştü...
Bir kısım
gazetenin haberine bakılırsa, Ankara’ dan alınıp Rusya’ ya Nazım
Hikmet’ in mezarına götürülen toprak, Anayasa’yı ihlal suçu ile
daha doğrusu Türkiye’ de Marksist Leninist bir düzeni hakim
kılmak suçu ile idam edilmiş olan Deniz GEZMİŞ’ in mezarından
alınmıştır. Vedat DALOKAY’ ın sanki yapacak başka bir işi
kalmamıştı. Rusya dönüşünde de, Sovyetlerde nasıl bir anlaşmaya
varıldığı haberlerinden ziyade, LENİN’ in büstü önünde, KIZIL
MEYDANDA ve Nazım Hikmet’ in mezarı başında boy boy
resimleri yayınlanmıştır. Üstelik Nazım Hikmet’ in
mezarının Türkiye’ ye getirileceğini beyan etmişti.
Dalokay’ ın bu
davranış ve beyanları, hiç şüphesiz Marksist militanlar için
Nazım Hikmet adına daha doğrusu komunizm adına yapageldikleri
propagandalar için yeni bir cesaret kaynağı olmuştu.
VATAN HAİNİ
Mİ, VATAN ŞAİRİ Mİ? Kitabımızı dikkatle tetkik edenler, eğer
kafalarında bir tereddüt varsa ümit ederiz ki, hem onlardan
kurtulacaklar, hem de Nazım Hikmet adına söylenenlerin sinsi,
korkunç bir yalan ve propagandadan başka bir şey olmadığına kani
olacaklardır...
İlhan DARENDELİĞOĞLU, 15 Şubat 1978 |