| Kültür Bakanı Talay ve Nazım Hikmet | ||||||
|
12 Şubat 2OOO tarihli hürrüyet gazetesi Amerikan Associated Press haber ajansının geçtiği bir haber metnini yavınladı Haber metninin sonunda da, Kültür Bakanı îstemihan Talay' ın, Nazım Hikmet'in 1OO. doğum yılı olan 2OO2 yılında bir kutlama düzenlemesi için. UNESCO'ya resmen çağrıda bulunduğunu yazdı. Adı geçen haber ajansı Nazım'la ilgili verdiği haberde. "Nazım'ın ülkesini sevdiğini. yıllarca Türk hapishanelerinde yattıktan sonra sürgünde öldüğünü, vatandaşlıktan çıkarıldıktan sonra "Hain" ilan edildiğini. Nazım'ın Türk kültürünün önemli isimlerinden biri olarak anıldığını, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in de AGİT zirvesinde Nazım dan alıntı yaptığını yorumlayarak "Türkiye Nazımdan özür diliyor" diyerek. T C.ne özür dilemesi dayatmasında bulunuyor. Nazım Hikmet ülkesini sevseydi, Türkiye'yi Moskova'nın bir mahallesı vapmak için ömrünü harcamazdı. O sürgünde ölmedi. Onu kiınse sürgün etmedi. O kendini yaratan Stalin'in ülkesi ve gerçek vatanım dediği Moskova'da gönüllü olarak ölmeyi istediği için Türkiye'den gizlice kaçtı. Nazım vatandaşlıktan çıkarıldıktan sonra hain ilan edilmedi. hain'liği kesinleştiği için vatandaşlıktan çıkarıldı Tanınmış bir haber ajansının geçmişteki bir olayı bu derece saptırması, habercilik ahlakı ile bağdaşmaz. Ve o haher ajansına şeref vermez. Associadet Press haber ajansı, vatanlarını ellerinden almak için katlettikleri milyonlarca Kızılderilinin ruhundan ve hayatta kalanlarından özür dilesin. Türk kültürüne hizmet edenlerin kimler olduğunun takdiri, Türk milletine aittir. Hiçbir yabancı devlet, yabancı haber ajansları veya adı yazara çıkmış gayri-millî görüş sahibi insanlar, canlarının istediği, çizgisinde olduklan kişileri, Türk milleti adına takdir etrne yetkisine sahip ve mezun değillerdir.Bulundukları makam ne kadar yüksek de olsa. o makam, Türk devleti ve milletinin düşmanlarını affetme vasıtası yapılamaz O makam ve koltuk onlara. ihanete uğ rayan Türk milleti adına "Hain" den özürdileme yetkisi vermez. öyle bir sorumsuzca davranışı büyük Türk milleti asla affetmez.Ama DSP Kültür Bakanı İstemihan Talay daha da ileri gidebilir. Türk milletini incitecek teklifleri hükümet adına ileri sürebilir. Çünkü yakın geçmişten vereceğim bir olay Talay'a o cesareti verebilir de ondan. Ve o olayın kahramanı Ecevit bugün Başbakan ve Talay da onun Kültür Bakanıdır. Dünya literatür ansiklopedilerine.
bir komünist doktrincisi, terbiyecisi, tebliğcisi olarak geçen azılı
komünist "BERTHOLD BRECHTin (Sezuanın İyi İnsanı) isimli eserini, ortamı
müsait zanneden aşırı solcular, 1964 yılında İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda
sahneye koydular. Piyesin temsilinde İstanbul'lular eseri seyrederken
"Neredeyiz, Moskova'da mı? Pekin'de miyiz? Bu nasıl rezalet" diye bağrışarak
komünist tahrikçiliğini protesto etmişlerdi. Niçin DSP Kültür Bakanı olarak ifade ediyorum eğer İstemihan Talay T C 'nin Kültür Bakanı olsaydı, devlette devamlılığın esas olduğuna saygı duyarak, önceki hükümetlerin "Hain" ilan ettiği Nazım Hikmet'le ilgili belgeleri inceler. UNESCO nezdinde böyle bir girişimde hulunmazdı Sayın Demirel de o günkü sozlerinde samimi olsaydı. İsıemihan Talay'a T.C.'nin Kültür Bakanı olduğunu hatırlatır (doğum yılı kutlanacak başka hiç mi Türk şairi kalmadı) demek lütfünda bulunabilirdi. Ama (dün dündür. bugün de bugün) diyen bir siyasîden böyle bir lütuf zaten beklenmez ... Geçelim: İçerde ve dışarda Türk mılletine ve devletine karşı hiç de dostça olmayan davranışlarını büyük göstermeye' çalıştıklan Nazım Hikmet kimmiş ve ne imiş, bir görelim bakalım... Son yıllarda, televızyon, radyo tv
bir kısım malüm gazetelerde, Nazım Hikmet lehinde, belli yazarlar tarafından
kamuoyu oluşturulmaya çalışıldı. Mesela 27 Mayıs 1998 çarşamba akşamı bir
özel TVnir» eğlence programında Nazım Hıkmet'ten alıntı bir cümle
yazılırken. TRT 2'de Seynan Levent'in, Genco Erkal ile bir
söyleşisi vardı. Bu söyleşide Genco Erkal,Nazım Hikmet'ten,
onun Millî Mucadele ile ilgili bir şiirinden, Bursa Cezaevinde yazdığı
şiirlerinden övgü ile söz etmiş, Nazım'ın cezaevine konmasının doğru
olmadığını vurgularken, Türk adaletine karşı gizli bir isyan sergilemişti.
Nazım Hikmet 1921-1924 yılları
arasında Moskova'da kızıl ihtilal kursu görürken, Türk milleti
Anadolu'da, Sakarya'da. Dumlupınar'da, İnönü'de ölüm kalım savaşı veriyordu.
Siz, Agah Oktay Güner'in, televizyonda haykırırcasına 'Türkiye iki
büyük şair yetiştirmiştir. Birincisi Nazım Hikmet, digeri Necip Fazıl
Kısakürektir" diye yaptığı talihsiz konuşmasına bakmayın. Bu gibi siyasîler
sağı-solu, milliyetçi ile komünisti oy terazisinde eşitleyerek parlamentoya
girmeye çalışan politika adamlarıdır. Diyerek, şiir yazdığını zanneden
Nazım, bu satırları herhalde sanat olsun diye yazmıyordu O Moskova'daki üç
yıllık talim günlerini anlatıyordu. Türk milletine üstad olarak tanıtılan
Ertuğrul Muhsin, Nazım'ın "Kafatası, Unutulan Adam, Bir Ölü Evi) isimli
piyeslerini Şehir Tiyatrosu'nda oynatarak meşhur etmek için elinden geleni
yapmıştır Nazım hakkında yapılan propaganda o kadar yoğunlaştı ki. Atatürk'e
kadar ulaştırıldı. Atatürk. Nazım adına yapılan bu reklama itimat etmediği
için, "Şunun bir şiirini plağa alın, getirin bakayım" demiş, Nazım'ın Hazer
ve Salkımsöğüt adlı şiirleri kendi sesinden plağa alınarak Atatürk'e
dinletilmiş. Atatürk şiirleri dinledıkten sonra aynen şöyle demiştir: "Bu
şiirlerde Türk milletinin hayatına kasdeden bir bomba var," llk önce kim kime Şimdi solcu gazete ve dergilerde,
Atatürkçü görünen, Nazım'ın bütün yardakçılarına soruyorum Atatürk'ün
ölümüne böyle bır mersiyesi var mı Nazım'ın? Hangi Türk büyüğü için bu
heyecanı göster miştir? İkinci Dünya Harbi başlarında Sibirya'ya sürülen,
katledilen, bütün varlığı talan edilen, Kırımlı Türk kardeşlerimiz için
böyle bir acı duydu mu Nazım? Stalin'in muhtelif tarihlerde yok ettiği otuz
beş milvon Türk kardeşimizin acı sonlarını dile getiren bir tek şiiri var
mıdır Nazım ın? 1940'tı yılların sonunda kendini yarattığını söyledigi
Slalin'ın Türkiye'den, Kars. Ardahan ve Boğazları istemesi karşısında
gösterdiği bir tepki var ınıdır? Millî Mücadele ile ilgili şiiri odun
yararın HEHÇİLİĞİNDEN başka hir şey değildir. Çünkü Nazım, yukarıda yazdıgım
gibi Millî Mücadele yıllarında Moskova'da komünist-ik kursu görüyordu.
Türkiye'yi Rusva'ya nasıl kazandıracağının, içinden nasıl yıkacağının taktik
derslerini alıyordu. Bu bir türkü Dikkat ederseniz yürek kelimesini
bile yalnız değil de, önüne kırmızı kelimesini koyarak kullanıyor. Kızıl,
kızılcık, karpuz içi, nar çiçeği, alev. kor kelimeleri Nazım'ın dilinden
düşürmediği kelimelerdi Çünkü bunlar kızılın ifadeleri idi. "O mükemmel bir kafa Evet, Nazım Hikmet dinsiz. Allahsız
ve üstelik din düşmanıydı. Hayatı boyunca Rusya hesabına komünizmi savundu.
Türk devletine ve Türkiye'ye karşı daima Rusya hesabına hücum etti Nazım
Hikmet 1935 senesinde Doğu Türkistan'ı işgal ederek yakıp, yıkan.
milyonlarca Türk'ü katleden komünistlere karşı kılını dahi kıpırdatmadı.
Ama, Çinli bir komünist olan, Sİ-Ya-u için eser yazdı. Nazım Hikmet Rusya'ya
ömrü boyunca hizmet etti VA-NÜ istediği kadar onun Türk olduğundan
bahsederek Türk milliyetçilerini ırkçılıkla suçlasın, Nazım'ın Polonya
kökenli olduğu gerçeğini değiştirmez Nazım Hikmet. Komünist Rusya'ya o kadar
hizmet etti ki, Rus devleti bir gemisine (Nazım Hikmet) adını koydu.
Nazım Hikmet 11 Eylül 196l'de Doğu Berlin de yazdığı kendi oto-biyogratisinde şöyle diyordu. 1902 de dogdum Saymakla bitmeyen ihanetlerinin bedeli olarak Nazım Hikmet, Bakanlar Kurulunun bir kararı ile Türk vatandaşlığından çıkarılmıştır. İşte belgesi: 3/13401 Pasaportsuz olarak İstanbul'dan Romanya'ya kaçan ve oradan da Moskova'ya giderek, hava alanında memleketi aleyhinde beyanatta b-lunduğu ve müteakiben radyo yayınlarında Türkiye'nin hükümet şekli ve hükümeti idare edenler aleyhinde geniş propaganda kampanyasına girişerek KOMÜNİZM'i yaymak maksadını güden neşriyatı ile Sovyet hükümetinin verdiği hizmeti ifa etmekte olan maruf komünist NAZIM HİKMET RAN'ın kendisine bu hizmeti terk etmesi hususunda yapılacak tebligatın da bir fayda vermeyeceği mülahaza edildiğinden, Türk vatandaşlığından çıkarılması, iç işleri Bakanlığının 25.07.1951 tarihli ve 40945 sayılı yazısı üzerine 1312 sayılı kanunun 10.cu maddesine göre Bakanlar Kurulunca 25.7.1951 tarihinde kararlaştırılmıştır (Sicilli Kavanin, Cilt: 32. Sah:841) İşte büyük Türk şairi olarak
tanıtılmak istenen Nazım Hikmet böyle bir haindir. NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE. Ömer Lütfi Turan / Orkun Mart 2000
|
||||||
|
|
||||||
| Ömer Lütfi TURAN | ||||||