Yazardan Ne Dediler Konular Konuk Defteri İrtibat Ana Sayfa
 
 Türkçülerin Kerkük Bildirisi 

Ülkü denen nazlı gelin erde şan ister !
Büyük devlet kurmak için büyük kan ister.

Tarih 10 Nisan 2003  Amerikan  birlikleriyle beraber ilerleyen Talabani'nin kürtçükleri Kerkük'e girerek denetimi ele geçirdi.
Daha önceden bölgedeki Türkmen mezarlarını yok ederek "burada zaten Türkmen yoktu" senaryosunu oynayacağı belli olan güruh Kerkük Nüfus ve Tapu Müdürlüğünü yağmalayarak geleceğe dair planlarını ortaya koymuştur.  Bu hareketten sonra bu güruhun Kerkük'ten çekilmesi bizler için hiç bir şey ifade etmez . Yapacaklarını yapmışlardır , şimdi sıra bizde.
Wolfowitz'e "Kerkük'teki Türkmen nüfusu bizim için çok önemlidir. Eğer Kerkük'ü de içine alacak bir Kürt devleti kurulması söz konusu olursa, doğrudan ve açıkça oraya gireceğimizi ve müdahale edeceğimizi bilmenizi isteriz." diyen, "Kerkük'te nüfus yapısını değiştirecek herhangi bir harekete müsaade etmez bunu müdahale sebebi sayarız" diyen iradenin tecellisini bekliyoruz.
Ya bugün yaparız ya senelerce tutuk davranışımızın ceremesini çekeriz. Bu sadece Türkmenlerin değil bütün Türklerin var olma savaşıdır !  Daha nekadar Cumhuriyet bayramını Musul ve Kerküksüz kutlayacağız ? Harekete geçmek için yağının bayrağını TBMM'ye asmasını mı bekleyeceğiz ?
AMERİKAYSA AMERİKA, AVRUPAYSA AVRUPA... İSTERSE DÜNYA YÜRÜSÜN ÜZERİMİZE, NE FARKEDER? ORTA ASYA'NIN UÇSUZ BUCAKSIZ BOZKIRLARINDAN ANADOLU'YA SİYASETLE DEĞİL, BOZKURT BAŞLI KILIÇLARIN UCUNDAN DAMLAYAN KANLA GELDİK BİZ...
GÜN, CENK GÜNÜDÜR!


BÜTÜN TÜRKLER BİR ORDU,
KATILMAYAN KAÇAKTIR!
YASAMIZDA YAZILI,
HARPTEN KAÇAN ALÇAKTIR!  
TANRI TÜRK'Ü KORUSUN!

http://atsiz.org, http://turkyigitleri.com, http://kibristurkundur.com, http://nazimhikmet.net, http://turan.tc, http://.ulkum.com, http://nihalatsiz.org
 Nazım Hikmet ve 1938 Harbokulu Olaylarının Gerçek Yönü 

Sayfalarımızda o dönemde kendisi harbokulunda olan Fuat Uluç tarafından kaleme alınan ve 1938'de Nazım Hikmet'in okuldan atılmasıyla sonuçlanan olaylarının içyüzünü anlatan "Nazım Hikmet ve 1938 Harbokulu Olaylarının Gerçek Yönü" adlı yayınlanmaya başlamıştır. Bu kitap ile Nazım'ın Türkiye'yi ve Türkleri yok etmeye yönelik bütün hareketlerin karşısında duracak en büyük engel olan Türk Silahlı Kuvvetlerini nasıl ilk hedef olarak aldığını ve yaşadığı dönemin en büyük askeri olan Fevzi Çakmak Paşa'ya karşı nasıl bir iğrenç karalama kampanyası giriştiğini ve daha birçok malum medya tarafından bildirilmeyen yada bildirilmek istenilmeyen gerçekleri öğreneceksiniz. Kitabı http://nazimhikmet.net/kitaplar/nazimhikmet_ve_1938_harbokulu_olaylari/kitap.php adresinden okuyabilirsiniz.

 KORKUT EKEN' E HÜRRİYET... 

Sanal Alemde faaliyet gösteren  www.atsiz.org ve www.turan.tc siteleri Korkut Eken' in Cumhurbaşkan' ı yetkisiyle demir parmaklıklardan kurtulması için bir kampanya tertip ettiler. Biz de bu kampanyayı can-ı gönülden destekliyoruz. Kampanyaya bahse konu sitelerden katılabileceğiniz gibi aşağıdaki form vasıtasıyla da katılabilirsiniz..

Türk Silahlı Kuvvetleri Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası sahibi defalarca vatanı uğruna canını hiçe saymış ASALA ile PKK ile ve Kıbrıs'ta Ruma karşı silahlı mücadelede bulunmuş defalarca yaralanmış ama yılmamış otuz beş yılını bu millete kelle koltukta hizmetle geçirmiş Korkut Eken' in Cumhurbaşkanı yetkisiyle demir parmaklıklardan kurtarılmasını istiyorum.

Korkut Eken
Adınız:
Soyadınız:
E-mektup:
Şehriniz:
Ülkeniz:





 DÜŞMANIM SEN BENİM İFADEMSİN HIZIMSIN... 

Salon hınca hınç doluydu.. Ünlü piyanist daha önceden telleri çıkarılmış olan piyanosunun başına geçti ve büyük bir ciddiyetle tuşlara dokunmaya başladı. Hiçbir ses çıkmıyordu. Salonun tek hakimi sessizlikti. Piyanist bu sessiz konsere üç saat boyunca devam etti ve bitiminde sahnenin önüne gelerek yine aynı ciddiyetle seyirciyi selamladı.. Bütün salon ayakta kendini alkışlarken virtüözün dudaklarında müstehzi bir tebessüm geziniyordu. Çıkışta kendine mikrofon uzatıp bu davranışın nedenini soranlara tek bir cümle söyledi virtüöz: "İnsanların aptallık derecesini merak ediyordum. Sınırsızmış.."

Kıssadan Hisse; sitemiz yayın hayatına başladığı günden bu yana dostlardan çok hainlerin ilgisini çekti. Ve ilk günden bu yana tehditlerin, küfürlerin ardı arkası kesilmedi. Aksine hız kazanarak artıyor. Vatan hainlerinin düşmanlığını kazanabilmekten daha güzel ne olabilir ki; bu bize daha bir şevk veriyor. Demek doğru yoldayız diye şükrediyor ve daha bir azimli çalışıyoruz. Sitemizin sesini küfür ve tehditlerle kesebileceklerini sanan "kızıl fareler" yanılıyorlar. Hiç bir fikir kaba kuvvetle, şiddetle yok edilemez. Bir fikri yok etmenin en kolay ve en mantıklı yolu ondan daha güzel bir fikir öne sürebilmektir.. O yüzden yukarıdaki hikayedeki "konser izleyicilerini" bile aptallıkta sollamaya niyetli olan "küfürbazlara" "kötü söz sahibine aittir" diyorum.. Bu arada ziyaretçi defterimize bırakacağınız mesajlar bundan böyle bir havuzda toplanacak ve kontrolümüzden geçtikten sonra yayına verilecektir. Bu küfürbazların sayfalarımızı kirletmemesi için alınmış bir önlemdir. Kimse buna yanlış anlamlar yüklemesin. Küfür ve hakaret içermeyen olumlu ya da olumsuz her görüşe sayfalarımızda mutlaka yer verilecektir. Milliyetçi dikkatlerinize sunarız..

 TÜRK KAMUOYUNA 

Biz aşağıda isimleri bulunan kuruluşlar olarak görüşlerimizi kamuoyuna  sunmayı bir görev biliyoruz. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden bu yana en önemli kararın arifesindedir. Ülkemiz geleceğinin şekillendirileceği bir dönemi  yaşamaktadır. Tamamı

 KÜLTÜR BAKANI' NIN YOLDAŞI NAZIM HİKMET 

Bir Alman, "Dante'nin "ilahi Komedya" kitabı kıyamete kadar büyük kalacak" diye yazmış. Sebebini de şöyle açıklıyor; çünkü  onu kimse okumuyor; bir defa büyük eser denmiş, öyle gidiyor. Nazım Hikmet'in kitapları basılıyor; tiyatro eserleri oynanıyor. Kim kitaplarını okuyor, kaç kişi sahneye konan oyunu seyrediyor? Mezarı gelsin mi, gelmesin mi, vatandaşlığa alınsın mı, alınmasın mı? Tartışmaları onun propagandasını yapmaya vesile oluyor. Zaten bunun için bu tartışmalar çık arılıyor. Köln Üniversitesi Öğretim üyelerinden Türkolog Prof. Dr. Götz'e, Nazım Hikmet'in nasıl bir şair olduğunu sormuştum. O da bana "iyi bir şairdir; bazı şiirlerinde Faruk Nafiz'e yaklaşabiliyor" demişti. Faruk Nafiz'den, onlardan çok daha derin olan, şiiri bir kuyumcu hassasiyetiyle işleyen Ahmet Haşim'den değil de, Nazım Hikmet'in devamlı gündemde tutulmak istenmesinin üzerinde düşünürsek, cemiyetimizin hangi hastalıklar tarafından kemirildiğini anlayabiliriz.Nazım Hikmet'i sevebilirsiniz; onu getirt ip, bağrınıza basmak isteyebilirsiniz. Ama onun bu milletin dinine, tarihine, varlığına, bütün mukaddeslerine, kahramanlarına düşman olduğunu gizlemeye çalışıp, onu gadre uğramış gibi göstermeye çalışırsanız, işin rengi değişir. Bu ayıptır. Tamamı

 İPEKÇİ KARDEŞLER DE NAZIM' I BESLİYORLARDI 

 

Ertuğrul Muhsin gerek yazılarıyla, gerekse tiyatrodaki tutumuyla komunist idealine olan sempatisini hiç bir zaman gizlememiştir. Hatta Moskova' da gençleri sanatkar yetiştiren bir tiyatro mektebinin hatıra defterine aynen şöyle yazmıştı :" Moskova uyanan dünyanın Kabe' sidir. Ben yaptığım bu hac da yeni imanımın ışıklarını buldum." Tamamı

 
 ATATÜRK' E OKUNAN ŞİİRİ

Nazım' ın KAFATASI, BİR ÖLÜ EVİ ve UNUTULAN ADAM isimli oldukça basit piyesleri Şehir Tiyatrosu' nun (Darulbedayi) sahnesinde aylarca oynanmış Nazım' a hem para hem şöhret temin etmişti. Üstelik Nazım' ın şöhreti Atatürk' e kadar ulaşmıştı.Atatürk de, Nazım adına yapılan bu geniş reklam ve propagandaya pek itimat etmediği için:

- "Şunun bir şiirini kendi ağzından plağa alın getirin bakayım" demiş. Tamamı

 BUNLAR ŞİİR Mİ SAYIKLAMA MI ?

Nazım' ın propaganda olmayan şiirleri  bir sayıklamadan başka şeyler değildi. Şiir diye yazdıklarından bir kaç örnek verirsek ümit ederiz ki bu söylediklerimize okuyucularımızda tereddütsüz katılacaklardır. Tamamı

 RESİMLERLE NAZIMOF YALANI 

Nazımof'un hileleri ve yalanlarını gözler önüne seren fotoğraflarını görmek için lütfen tıklayınız. Fotoğrafları sitemize kazandıran ve okuyucularımızın istifadesine sunan Sayın Can Macit Bey' e teşekkür ederiz..

 NAZIM HİKMET HÜMANİSTMİŞ (!)  
Bu yazı Orkun Dergisi' nin 52. sayısından alınmıştır.

2002, nasılsa UNESCO adlı kuruluşa “Nâzım Hikmet yılı” olarak ilân ettirildi ya; insanlarımızda hayret verici bir “Nâzım sevdâsı” peyda oldu.  Kim bilir, belki de yıllardır gizli tutulmaya çalışılan duygularda patlama vuku buldu. Bu yüzden ortalık toz duman. Herkes onun bir yerine sarılıp aşkını tatmin peşinde. Adamcağız ne bulunmaz Leh kumaşı imiş de haberimiz yokmuş! O büyük yurtseveri, o katıksız Türk’ü(!) tanıyamamışız. Onu yurt özlemi içinde ölümlere terk edip yâd ellerde bırakmışız. Yurttaşlıktan çıkarıp vatansız yapmışız. Ona çok sevdiği yurdunda bir avuç toprağı çok görmüşüz. Ama ne gammış: “Kafa kâğıdı” olmasa da, pîrinin ayak ucunda yatan çürümüş cesedi Türkiye’ye getirilmese de o sevenlerinin gönlündeki tahtında sonsuzluğa kadar yaşamayı sürdürecekmiş. Ve daha neler, neler... Tamamı

 HAİNLİK ACABA KALITIMSAL MI?  

Can MACİT

Alemdar gazetesinin, 23 Mayıs 1919 tarihli sayısında,  İngiliz Muhipleri
Cemiyeti’nin, kurucu ve ilk yönetici kadrosunun listesi yayınlanmış. Atatürk, Nutuk’unda bu kuruluş üyeleri için şunları söylemekte: “Bence, bu cemiyeti teşkil edenler, kendi şahıslarını ve menfaat-i şahsiyelerini  sevenler ve şahıslarıyla menfaatlerinin masuniyeti çaresini. Lloyd George hükümeti marifetiyle İngiliz himayesini teminde arayanlardır........”

Kazım Karabekir, “İstiklal Harbimiz” isimli eserinde aynı kuruluş üyeleri için bakınız neler demekte:  “İstanbul’daki padişah ve hükümeti ve bunlar gibi millet kanını emmeye hazırlanan tufeyliler...... Yeni nesle ibret olsun  ki, emre râm olan menfaatperest mahlûklarla, milletin yolu bir uçuruma müntehîdir!..” Gotthard Jaeschke , “Kurtuluş Savaşı ile İlgili İngiliz Belgeleri”  isimli eserinde, bu kuruluşun üyeleri ve kuruluşun amaçları için şunları
söylemekte:  “ İngilizlerin idareye bir an önce el koymasını isteyen ve İngiliz himayesi projesini hazırlayan, milli güç ve güvenden yoksun, ümidini yitirmiş korkaklar ve satılmışlar tarafından, İngilizlere muhabbet ve taraftarlık, kendilerine çıkar sağlamak için, Milli Mücadeleye karşı kurulmuş bir
ihanet şebekesidir.”

Üyeleri arasında, 1922’de İzmit’te halk tarafından linç edilen Gazeteci Ali Kemal başta olmak üzere bir yığın tanıdık hainin bulunduğu kuruluşun kadın üyeleri de vardı. Konu “hainlik” olunca, kadın erkek fark etmiyor demek ki.. Bu “kadın vatan hainleri” arasında bir isim dikkati çekiyor!  “Ayşe Celîle” isimli bu hanımefendinin bir özelliği daha var. Kendileri Nâzım Hikmet Ran’ın muhterem valideleri olurlar.. Berlin Antlaşması’nda heyet üyesi olan ve Hıristiyan halka büyük ayrıcalıklar sağlayıp, Türk ve Müslümanların haklarını korumadığı için,
yani  “ihanet ettiği” için, Müslüman Arnavutlar tarafından Rumeli’nde linç
edilen bir Mehmet Ali Paşa vardı. Mehmet Ali Paşa da, Nazım Hikmet'in anneanne tarafından büyük dedesidir.
Acaba hainlik kalıtımsal mı?

Yazarın Nazım Hikmet Ne İstiyordu başlıklı diğer yazısını okumak için lütfen tıklayınız.

 

 NAZIM HİKMETOF' A RESMİ HİMAYE...  

Nazım Hikmet ile ilgili "Hoşgeldin Nazım" adlı tiyatro oyununun resmi makamların himayesi ve desteğiyle liselerde okuyan öğrencilere seyrettirildiğini biliyor muydunuz.. Orkun Dergisi 'nin Temmuz 1999 yılında yayınladığı belgeyi milliyetçi dikkatlerinize sunuyoruz.. Tamamı

 

 ÖNEMLİ AÇIKLAMA  

Sitemizin yayın hayatına girmesiyle birlikte seviyeli, seviyesiz, haklı, haksız bir yığın eleştiriye maruz kaldık.. Bunlardan iyi niyetli olanları değerlendirmeye alarak sitemize yeni bir yön vermeye gayret ettik.. Lakin bir güruh var ki; bizim ortaya koyduğumuz belgelere "kötü söz sahibine aittir" sözünü doğrularcasına küfür ve hakaretle cevap vermeye çalışmakta.. Okuyucularımız bilir; biz nazım hikmetof adına site açıp ona küfürler yağdırmadık.. Tamamıyla bilgi ve belge ile zaten tescilli olan "ihanetini" gözler önüne serdik... Ve yine bu konuyla ilgili belgelerimize karşı, belge koyabilecek, tezimize antitez geliştirebilecek herkese sütunlarımızın açık olduğunu defalarca bu sayfadan duyurduk.. Tüm bunlara rağmen gerçek hayatta "besmele görmüş şeytan" gibi bizden kaçan haysiyet yoksunu zavallıların, "sanal kahramanlığa" ve "monitör arkası delikanlılığına" soyunmasını ibretle müşahede ediyoruz.. Bu tiplere bir psikoloğa görünmelerini tavsiye ediyoruz... Gelelim bu açıklamayı bizlere yazdıran sebebe... Son iki gün içinde aynı IP numarasından farklı e-posta adresleri ile ziyaretçi defterimize İstanbul Beşiktaş' tan  "künyesini" bırakan "mercimek beyinli" zevatın kişisel bilgileri  ve açık adresi tarafımızca tespit edilmiş ve bu şahısa "tükürdüğünü yalatmak" üzere gerekli hukuki girişimlere başlanmıştır..Konuyla ilgili gelişmeler yine bu sütunlardan siz okuyucularımıza duyurulacaktır. Okuyucularımızın bu tür seviyesiz yazılara cevap vermemesi bizim için sevindirici bir gelişme olmuştur. Konuyla ilgili hassasiyet göstererek bizi e-posta yoluyla uyaran okuyucularımıza teşekkür ederiz...

Tanrı Türk' ü Korusun ve Yüceltsin !...

 
 LENİN' İN EMRİ  

4 Mart 1925 tarihinde çıkarılan TAKRİRİ SÜKÛN KANUNU ile bütün komünist gazete ve dergiler kapatılmış, daha önce kurulmuş olan solcu ve marksist partilerin faaliyetlerine son verilmişti. Uzun bir sessizlikten sonra 1932 yılının Ocak Ayı'nda eski komunistlerden Şevket Süreyya, Vedat Nedim TÖR ve arkadaşları KADRO adıyla bir dergi çıkarmaya başlamışlardı.

KADRO' cular Türk Milletini komunizmin yeni bir uygulaması ile karşı karşıya getirmek istiyorlardı. O da şuydu: Bir memlekette halkın büyük çoğunluğu komunizme karşı ise, bu durumu sekteye uğratacak çareler aranmalıydı. Öyle ise gene Lenin'in düşüncelerine müracaat etmelidir.  1923 yılının 1 Mayıs işçi gününde Lenin; etrafına toplanan edip ve şairlere şu öğüdü vermişti: "Bulunduğumuz memleketlerde itimat ettiğiniz, inandığınız, yoldaşlarımızdan azami istifadeyi temin edebilmek için onları mutlaka şöhrete ulaştırmanız icap etmektedir. Çünkü halk efkarı şöhretli insanlara itibar eder, saygı duyar."  Lenin 1923' de verdiği bu emrin Türkiye' mizde tatbik edildiği ilk insan, şüpheniz olmasın ki Nazım  Hikmet' tir.  O yıllarda Türkiye' de komunist faaliyetlerini idare edenler, muvafık ve kabiliyetli bir isim buldular. Nazım Hikmet... Tamamı

 
 MHP'Lİ BAKANLAR; NAZIM HİKMET'İ  AKLAMAYIN...

Altemur KILIÇ   

Zaten, bu meseleyi mesele ve bunalım haline getiren, Kültür Bakanı Talay’ın gayretkeşliğidir. Şeytan mı, daha doğrusu hangi şeytanlar dürttü de, Türkiye’nin hiç de azımsanmayacak bir kesiminden milliyetçilerden, MHP’lilerden tepki getireceği muhakkak olan böyle bır kararnameyi, ortada yeteri derecede sürtüşme ve anlaşmazlık konusu ve mesele varken, şu sırada hazırladı? Cevap malum: Tabii, kendisini, asıl sorumlu hissettiği entel-liboşları hoşnut etmek için!

Siz riyakârlığa bakın; bu liboş takımı, her fırsatta MHP’yi suçlar veya akıllarınca alaya alırken, hatta bunun için de Türklüğün sembolünün, geleneksel Bozkurt yerine, aşağılayıcı bir üslûpla, dağ keçisi olduğu iddialarını ileri sürerken, MHP’den, MHP’lilerden Nazım Hikmet konusuna ve kararnamesine olumlu bakmasını, kendisini inkar etmesini beklerler; “MHP de Nazım Hikmet’i akladı” diyebilmek için... Nazım gibi büyük ve “itibarlı” bir adam için “iade-i itibar” da ne demekmiş? Tamamı

 
 NAZIM'I DOĞRU YERİNE OTURTMAK

Altemur KILIÇ   

Nazım’ın da Deniz Harp Okulu talebelerine komünizm aşılamaktan dolayı haksız yere yargılandığı ve haksız yere mahkûm edildiği de Atatürk’ten şefaat dilediği halde huzuruna gitmeyi reddettiği efsanesi kadar büyük bir palavradır. Mahkeme zabıtları bir tarafa Brejnev’e yazdığı mektup ortadadır.Eski tüfekler şimdi rahat koltuklarından “solcular ve Nazım haksız takip edildiler” eziyet gördüler derler. Oysa o ve bütün yeraltı komünistleri Sovyet İmparatorluğu çökertilene kadar amansız bir şekilde takip edilmeselerdi bugün nerede olurduk, sorusunun cevabı hep havada bırakılır. Cevabı ben vereyim: Sovyet Kötülükler İmparatorluğu çöktükten sonra bu imparatorluğun diğer uyduları gibi “kurtarılmış” olmanın bayramı ile birlikte tortularının acılarını hâlâ çekiyor olacaktık.  Tamamı

 
 NAZIM HİKMET NE İSTİYORDU ?

Bir Dakika  

Nâzım Hikmet ne istiyormuş peki? Türkiye'nin Azerbaycan gibi  olmasını. Yani Moskova'nın esareti altına girmesini. Vatandaş bir dakika diyor yani; Nâzım'ın iyi şair olduğuna, vatanını özlediğine inanıyoruz da onun Türkiye'yi, Azerbaycan gibi Moskova'ya bağlı bir ülke hâline getirmek istediği de açık değil mi? Vatandaş, Kültür Bakanı İstemihan Talay'ın eylem ve sözlerini şaşkınlıkla izliyor. Yani Nâzım'ın arzusu yerine gelseydi Türkiye, Moskova'ya bağlı bir sosyalist ülke olacaktı. O zaman da hep beraber Türkiye Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin vatandaşı olacaktık. Kruşçev de mutlu olacaktı, Nâzım da mutlu olacaktı,Nâzımseverler de. Sayın Talay da mutlu olacak mıydı diye merak ediyor vatandaş. Tamamı

 
 NAZIM HİKMET MASALI

Orkun Dergisi   

Başarısız 1848 Polonya ve Macaristan devriminden kaçarak Türkiye'ye gelen ve yerleşen Macar ve Polonyalılardan ikisi, Galatasaray okulunun kuruluşunda rol oynayan Polonyalı Hayrettin ile Fransızca Eski ve Çağdaş Türkler kitabının yazarı Mustafa Celâlettin Paşadır. Mustafa Celâlettin Paşa'nın, Nâzım Hikmet'in annesi tarafından dedesi olduğu, asıl adının Kostanty Borzecki olduğu çeşitli kaynaklar tarafından doğrulanmaktadır.

Sovyet vatandaşlığından her zaman gurur duyan Nâzım Hikmet, Polonyalı soyundan olarak 1902 yılında Selânik'te doğmuştur. Gerek yakın dostu Sertel, gerekse kendisi bunu kabul etmektedir. 1919 yılında Askerî Deniz Lisesi öğrencisi iken okuldan atılmıştır. 1921 yılında Moskova'ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi'nde okumuştur.  Tamamı

 
 NAZIM HİKMET' İN VASİYETİ..

Türkiye Komünist Partisi'nin Nazım Hikmet'in eserlerinden seçmeleri izinsiz basması üzerine basında bir tartışma başladı. Nazım Hikmet'in bütün kitaplarının yayın hakkı Yapı Kredi Yayınları'nda olduğundan yayınevi de partiye dava açtı. Yapı Kredi Yayınları ile Nazım Hikmet'in oğlu Mehmet Nazım arasında yapılan anlaşma gündeme geldi.Saime Göksu ile Edward Timms'in ‘‘Romantik Komünist-Nazım Hikmet'in Yaşamı ve Eseri’’ kitabının (Doğan Kitap) 425'inci sayfasında bu konuya ait bir açıklama yer almıştı: ‘‘Cenaze töreninden sonra miras sorununa çözüm getirmek gerekiyordu. Nazım 10 Eylül 1959'da Rusça kaleme aldığı vasiyetnamesinde, en değerli mirası olan eserlerinin telif hakkının üçte ikisini karım Münevver ve oğlum Mehmet'e diyerek eski ailesine, kalan üçte birini de Türkiye Komünist Partisi'ne bırakmıştı. Vasiyetnamesini Yazarlar Birliği'ne emanet etmiş ve belge onaylanmıştı. Rus kanunlarına göre karısı görünen Vera'nın adı vasiyetnamede geçmediği halde, Moskova'daki apartman dairesi ve Nazım'ın diğer bazı özel eşyaları Vera'da kalabilecekti.’’ Tamamı

    
 YERİ GELMİŞKEN.. 

 

Yılmaz Güney tarafından öldürülen Hakim Sefa MUTLU' nun mezarı

 

Sitemizin amacı Nazımof'un yüzündeki maskeyi çıkarmak ve çirkin yüzünü Türk Milletine gösterebilmek.. Bunu yaparken de tamamen bilgi ve belgeye dayalı bir yöntem izlemeyi ilke edindik.. Ancak bize gerek e-posta yoluyla ulaşan, gerekse ziyaretçi defterimize not bırakan bazı "kızılcıklar" belgeleri belgelerle çürütmek yerine konuyu saptırmayı, küfür etmeyi ve hakaret etmeyi marifet sayıyorlar.. Bunların bir kısmı da okuduklarını anlama melekelerini yitirmiş olmalılar ki, sitemizde Yılmaz GÜNEY adlı komunistle ilgili tek satır geçmediği halde ısrarla O' nu gündeme taşıyıp, O' nu soruyorlar. Bizde yeri gelmişken O'nunla ilgili düşüncelerimizi de açıklayalım dedik.. Yukarıda gördüğünüz fotoğrafın üzerine tek bir söz dahi söyleme gereği duymuyoruz ancak iyi anlaşılsın diye bir kaç kelime de etmeden geçemeyeceğiz. Tamamı

    
 NAZIMOF' A SAHİP ÇIKANLAR

1951 yılında Türk vatandaşlığından çıkarılan komunist Nazım için yapılan kampanyalar şüphesiz ilk değildir ve son da olmayacaktır.. Günümüzde de bu tür kampanyalar devam etmektedir..  Geçmişte Ankara'nın CHP'li  Belediye Başkanı Vedat DALOKAY,  terörist Deniz GEZMİŞ' in mezarından aldığı toprağı Moskova' da Nazım Hikmet'in mezarına koyarak bu işin   siyasiler içindeki yolbaşçısı olmuştu..Günümüzde ise, İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı FAZİLET PARTİLİ ALİ MÜFİT GÜRTUNA geçenlerde yaptığı Moskova ziyaretinde NAZIM HİKMET BORJENSKİ adlı bu YAHUDİNİN mezarı başında dua ederek (!), Nazım Hikmet'in mezarını İstanbul'a getireceğini ve ona anıt mezar yaptıracağını söyleyebilmiştir.. Tamamı

    

TAVSİYE EDİNİZ

MASKELER DÜŞÜYOR

NE DEDİLER
A. Bican ERCİLASUN
Altemur KILIÇ
Orhan Seyfi ORHON
Ömer Lütfi TURAN
A. Bican ERCİLASUN
Muzaffer ERDAĞ
Hüseyin Nihal ATSIZ
Orkun Dergisi

 AYLIK TÜRKÇÜ DERGİ

Orkun .. Oku, okut!!
Oku! Okut! Tanıt
 BAŞLARKEN
Bir yazımda ülkemizde "makbul insan" olmanın yollarını sıralarken, en önemli ve vazgeçilmez unsurun, bu ülkenin ekmeğini yiyip, yine bu ülkenin kuyusunu kazmak ve her fırsatta bu ülkeyi dış mihraklara gammazlamak, jurnallemektir tespitini yapmıştım.Yakın tarihimiz bunun örnekleriyle doludur. Vatan diyen, bayrak diyen, ülküm diyen, ülkem diyen samimi milliyetçi, vatanperver yiğitler hücrelerde katledilirken, inim inim inletilirken, Beyazıd Kulesine KIZIL BAYRAK çekenler, bu ülkenin askerine silah çekip kurşun atan hainler bugün önemli mevkilerde, önemli makamlarda faaliyetlerine devam etmektedirler.
 ÖNEMLİ AÇIKLAMA
Sitemizin www.nursuzlar.cjb.net net adresine yönlendirildiğinden bugün gelen bir okuyucu mektubuyla haberdar olduk. Daha önce hangi amaçla ve kim için kullanıldığını bilmediğimiz bu adrese sitemiz bizim tarafımızdan yönlendirilmemiştir. Yönlendirmeyi yapan kişi bu konu için bize herhangi bir bilgi vermemiştir. Ancak; nursuzları listeleyecek olsak Nazımof' un ilk ona gireceği aşikardır. Dışımızda gelişen bu olayı milliyetçi dikkatlerinize sunarız.
 GÖREVE ÇAĞRI
22 Şubat' ta yayın hayatına başlayan sitemiz zaman içerisinde genişleyerek daha büyük görevlere soyunacaktır.. Lakin bunu tek başına yapmamız oldukça zor görünüyor.. Birlikten kuvvet doğar diyen atalarımıza kulak veren yiğitleri, ülküdaşları göreve çağırıyorum.. Bu sitede kullanacağımız dokümanları yazıya dökecek ve periyodik aralıklarla bize gönderecek gönüllü ülküdaşlarımız anti@nazimhikmet.net adresinden benimle irtibata geçerlerse sevinirim..

Atsız tarafından "En büyük vatan haini" olarak adlandırılan ancak özellik-le de son yıllarda hemen hemen tümünü eski sosyalist, dönek,marksist, mason bozuntusu yazar-lardan oluşan malum medya tarafindan milli kahraman gibi gösteri-lerek Türk gençliğini zehirlemek için malzeme olarak kullanılan Nazım Hikmetof denilen ve Türklükle uzaktan yakın-dan alakası olmayan, komünist bir Polonya Yahudisinin gerçek yüzü-nü gözler önüne seren ve 1951 yılında Türk Milliyetçiler Derneği tara-fından yayınlamış olan "Komünist Nazım Hikmet' in 185 Himayecisine" adlı broşürü görmek için lütfen tıklayınız Bu broşürü bize temin edip bizlere ve isteyen herkese telif hakkı olmadan yayınlama ve dağıtma hakkını veren Sami Yavrucuk Hoca'mıza ve broşürü Türk Milliyetçilerinin istifa-desine sunan atsiz.org' a teşekkür ederiz..

(E) M.B.K  üyesi ve (E) Parlamenter  Muzaffer ÖZDAĞ ' ın, Aziz Milletimize ve Millet İradesinin Şuurlu Temsilcilerine Açık Mektup  Göreve Çağrı başlıklı mektubunu sitemize göndererek istifadelerinize sunan www.turan.tc sitesinin kurucusu Sayın Ozan Bey'e sonsuz teşekkürler..

 NAZIM'IN KİMLİĞİ

Nazım'ın, Kimligi, hafızası özel yöntemlerle silinip, beyni milletine, yurduna yabancılaşacak şekilde yeniden programlanmış bir kişi oldugu, böylece Entemasyonalizm maskesi takmiş vahşi bir emperyalizmin mankut ajanı haline getirildigi, Türk varlık ve bagımsızlıgına: Türkiye Cumhuriyetine son vermeyi amaçlayan bir devletin yıllarca yeraltı faaliyet ve propoganda elemanı olarak kullanıldığı, bu nedenle mahkum olduğu, bu nedenle vatandaşlıktan çıkarıldığı Neden gizleniyor, unutuluyor, unutturulmak isteniyordu? Tamamı

 İSTEMİHAN TALAY

Türk kültürüne hizmet edenlerin kimler olduğunun takdiri, Türk milletine aittir. Hiçbir yabancı devlet, yabancı haber ajansları veya adı yazara çıkmış gayri-millî görüş sahibi insanlar, canlarının istediği, çizgisinde olduklan kişileri, Türk milleti adına takdir etrne yetkisine sahip ve mezun değillerdir. Bulundukları makam ne kadar yüksek de olsa. o makam, Türk devleti ve milletinin düşmanlarını affetme vasıtası yapılamaz O makam ve koltuk onlara. ihanete uğ rayan Türk milleti adına "Hain" den özürdileme yetkisi vermez. öyle bir sorumsuzca davranışı büyük Türk milleti asla affetmez.Ama DSP Kültür Bakanı İstemihan Talay daha da ileri gidebilir. Türk milletini incitecek teklifleri hükümet adına ileri sürebilir. Çünkü yakın geçmişten vereceğim bir olay Talay'a o cesareti verebilir de ondan. Ve o olayın kahramanı Ecevit bugün Başbakan ve Talay da onun Kültür Bakanıdır. Tamamı

 CUMHURİYET' TEN

Moskova Radyosu dün akşamki yayınlarında Kızıl Şair Nazım Hikmet'in Moskova'ya vardığını ve hava alanında beyanatta bulunurken "beni yaratan Stalindir" diye bağırdığını bildirmiştir. Gene Moskova Radyosu'na göre, kızıl şair, Stalin'i göklere çıkaran şu sözleri de sarf etmiştir: "- Gözlerimin ışığını Staline borçluyum, her şeyimi ona borçluyum, o beni yarattı, o beni yaşatıyor." (Cumhuriyet, 30 Haziran 1951) Tamamı

 VATAN HAİNİ

"Anadolu'ya işgal altındaki İstanbul' dan geçişimde ve bilhassa Bolu'ya gelip, halkla hele köylü ile yakından temasımda, Sovyet Rusya'da olup bitenleri kulaktan duyup, Marks'ın Lenin' in isimlerini de işittiğimde şiirde yeni şeylerin, şimdiye dek söylenmemiş şeylerin ifade edilmesi gerektiğini sezdim.. Bolu'dan Trabzon'a geldiğimde Sovyet Rusya'ya geçmek maksadıyla, öz, şekilden daha çok ilgilendiriyordu beni. Fakat bu özü yani inkılapçı saydığım bu özü genel sembollerle vermeye çalıştım. Batum'a geldim. Sovyet Realitesiyle temas ettim. Bir yandan da kızıl ordu şiirini yazdım. Öbür yandan da tekrar şekil meseleleri beni uğraştırdı." Tamamı

 NAZIM' IN KAÇIŞI

Sosyalist yazar diyor ki, vaktiyle hürriyet şairi Namık Kemal' i de suçlamışlardı. Memleket düşmanı diye cezalandırmışlardı. Evet öyledir. Öyle olması lazımdı. Çünkü Namık Kemal bir diktatörlük rejiminde hürriyeti müdafaa ediyordu. Türk Milleti için mukadder olan bir gün hürriyet rejimine kavuşmaktı. Namık Kemal şiiri ile buna ışık tutuyordu. Nazım Hikmet' te mi bunu yapıyor? Türk Milleti için mukadder olan bu mudur? Türkiye'nin bir gün komünist olup Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinde yok olması mı? Bu millet çok esi bir tarihten gelmiş, en çetin mücadele içinde savaşmış, yok olmamış, hür yaşamıştır. Gene öyle olacaktır. Hiçbir komunist şair bunu değiştiremez. Ortada bir tabir yanlışı var. Hürriyet rejimlerinde bu tür şairlere "vatan şairi" denmez, "vatan haini" denir." Tamamı

 TKP VE NAZIM

"...Komünist Enternasyonali’nin İcra Komitesi, ‘Muhalefet’ namı altında Türkiye Komünist fırkasının merkez komitesi aleyhine saldıran grubun bir komünist grubu olmadığına bütün Türkiye komünist fırkası azalarının ve bütün işçilerin nazarı dikkatlerini celbeder, bu ‘muhalefet’ fırkanın sabık küçük burjuva anasırından, daha 1927 senesinde fırkadan tardedilen bozgunculardan, Trotskistlerden ve açıktan açığa polis olan bazı hafiyelerden mürekkeptir. Bu ‘muhalefet’ amele sınıfı saflarına sokulmuş Kemalizmin adamlarıdır. Bu grubun komünizmle herhangi bir alakası bile mevcut değildir. O, değil amele sınıfının fakat burjuvazinin ve derebeyliğin menfaatlerine hizmet etmektedir." (Mete Tunçay, Türkiye’de Sol Akımlar - II (1925 - 1936), İstanbul, Ekim 1992, BDS Yayınları) Tamamı

 HOCASINDAN NAZIM
"Nazım yazdığı şiirlerin mısralarını bilindiği gibi alışılmış şekillerde alt alta sıralamıyordu. Mısraları bazen merdiven gibi basamaklı şekilde sıralıyor, hatta bazen kelimeleri bile bölüyordu. Nazımın bu şiir şeklini, ihtilal şairi Mayokovski' den aldığını, onun sönük ve silik bir kopyacısı olduğunu, Nazım'ın çağdaşları defalarca tekrarlamışlardır. Tamamı
 SAĞCI AVUKATLARI
Ülkemizdeki   Marksistlerin hemen her cinsi, kendilerine sosyal demokrat diyenler, sol akımların egemenliği altındaki edebiyat çevreleri, bir kısım enteller ve ilericiler yıllardan beri Nazım Hikmet'i aklayıp mazur göstermeye çalışırlar Bunları kanıksadık sayılır. Üstelik pek çoğunun da haçı "ziri begal"de çıkmış olmasına rağmen. Taibatları, meşrepleri ve kimilerinin de çıkarları bunu icap ettiriyor. Fakat. son zamanda bu kervana. kendilerini 'müslüman", hele "milliyetçi" olarak nitelendirenlerin de katılınaları doğrusu hayret, biraz da esef verici.Tamamı
 

 

         21 Şubat  2002 tarihinden  bu yana bugün This counter provided for free from HTMLcounter.com! kişi  toplam This counter provided for free from HTMLcounter.com! kişi ziyaret etmiştir...